Bazı filmler vardır, bittikten sonra bile insanın aklından çıkmaz. Aşk (Her) benim için tam olarak böyle bir film oldu. Açıkçası filmi gerçekten çok beğendim. Hem hikâyesi hem de insana düşündürdükleri açısından beni etkiledi.
Filmde, yalnız bir adam olan Theodore’un yapay zekâ destekli bir işletim sistemiyle kurduğu ilişkiyi izliyoruz. İlk başta kulağa biraz tuhaf gelse de hikâyenin içine girdikçe olayın sadece bir insanın yapay zekâya âşık olmasından ibaret olmadığını anlıyoruz. Asıl mesele yalnızlık, anlaşılmak, sevilmek ve birine bağlanmak.
Filmi izlerken bir yandan da geleceği düşündüm. Teknoloji bu kadar hızlı gelişirken acaba ileride insanlar birbirlerinden uzaklaşıp daha da yalnız mı kalacak? Gerçek ilişkilerin yerini yapay zekâlarla kurduğumuz bağlar alabilir mi? Açıkçası bu düşünce beni biraz tedirgin etti.
Bence filmin en güzel tarafı, bilimkurgu olmasına rağmen anlattıklarının bugünden çok da uzak görünmemesi. Çünkü günümüzde bile insanlar bazen kendilerini çevrelerindeki insanlardan daha iyi anlayan bir şey arıyor.
Aşk (Her), bana göre sadece romantik bir film değil; aynı zamanda geleceğimiz, duygularımız ve insan olmanın anlamı üzerine düşündüren etkileyici bir yapım. Ben çok sevdim ve kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasına koydum.