Sihirli Dadı’yı ilk izlediğimde açıkçası film bana basit bir çocuk filmi gibi gelmişti. Filmin ortasına kadar olan kısımda hikâye çok net ilerlemiyor; olayları daha çok çocukların gözünden izliyoruz ve bu da filmi yüzeysel hissettirebiliyor. Hatta “tamam, eğlenceli ama bu kadar mı?” dediğim anlar oldu. Asıl meselenin bu olmadığını ise film ilerledikçe fark ediyorsunuz.
Filmin gerçek konusu, yani bakış açısı, sevmek ve sevgiyi doğru şekilde göstermek üzerine olan tarafı, ikinci bölümde yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Film tam ortasından sonra farklı bir dile geçiyor ve aslında baştan beri anlatılmak istenenin ne olduğunu anlamaya başlıyorsunuz. O noktadan sonra film, sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap eden bir hale geliyor.
Bence filmdeki asıl mucize de burada. Yönetmen, ilk izleyişte her şeyi açık açık anlatmıyor. Hatta şunu net söyleyebilirim: Bu film, araya zaman koyup tekrar izlendiğinde gerçekten anlaşılıyor. İlk izledikten sonra bir ay ya da biraz daha fazla zaman geçip tekrar izlediğinizde, sahnelerin ve karakterlerin anlamı bambaşka geliyor. İlk yarıda çocukların dünyasından baktığımız hikâyeyi, ikinci yarıda olgun bir bakış açısıyla yeniden yorumluyorsunuz.
Sihirli Dadı, sevmenin gücü, sevginin disiplinle ve anlayışla nasıl dengelendiği üzerine düşündüren bir film. Sabır isteyen ama karşılığını veren yapımlardan biri. Özellikle ikinci izleyişte çok daha fazla şey fark ediyorsunuz ve film, o zaman gerçekten yerine oturuyor. Bu yüzden acele etmeden, beklentiyi doğru ayarlayarak izlenmesini kesinlikle tavsiye ederim.